Aralık 1, 2022
Ümraniye, İstanbul, TR
Dünya Ekonomisi

Paulo Coelho: Bir gemi limanda güvendedir, ama geminin amacı bu değildir

Küresel mali piyasalarda ciddi bir değişimin arefesinde olduğumuzu son günlerde bültenlerimizde mütemadiyen işliyoruz. Peşinen söylemeliyim ki, pembe bir tablo çizmek istemesek de, doların uzun bir süredir devam eden güçlü seyrinin yavaş da olsa geride kalma ihtimalinin belirdiğini düşünüyoruz.

Hatırlanacağı üzere, geride bıraktığımız hafta cuma günü, WSJ gazetesinde yayımlanan bir haberde, FED’in önümüzdeki ayın başında da peş peşe 4. kez 75 baz puan faiz artırımına gitmesi ardından ayağını gaz pedalından çekebileceği haberini hafta başı bülteninize taşıyarak, manşetimizi de “Piyasalar iyimser: FED’in nasıl ve ne zaman yavaşlayacağı görüşü ağır basıyor” şeklinde atmıştık.

Son günlerde egemen olan iyimser havayı, Çin hisse senetlerinde yaşanan sert satışlar bile gölgeleyemezken (hatırlanacağı üzere Çin Devlet Başkanı Xi’nin üçüncü dönemi finansal piyasalar açısından oldukça sevimsiz başladı) dün ABD Hazine Bakanı Yellen, yaptığı bir konuşmada artan finansal risklere işaret ederek, FED’in asli görevinin sadece enflasyonla savaşmak olmadığını belirterek, finansal istikrar ve azami istihdam hedeflerine de vurgu yapınca, iyimser hava daha da perçinlenmiş oldu.

Hafta başı dünyada ve ABD’de daralmaya işaret eden büyümenin öncü göstergesi konumunda PMI verilerine, yine dün ABD’de açıklanan konut fiyat endeksi de beklentilerin üzerinde düşüş sergileyerek eklenince, konut sektöründe de artan mortgage faizlerine paralel hızla soğumanın başladığı anlaşıldı. Öte yandan, ABD’de tüketici güveni, enflasyonla ilgili artan endişeler ve gelecek yıl olası bir durgunluk nedeniyle art arda iki aylık artışın ardından ekim ayında geriledi.

Tümünü toplayıp âdeta iğne deliğinden geçirdiğimizde, doların güçlü seyrinin yavaş da olsa artık geride kalmaya aday olduğunu düşünmeye başladık. Hakeza, piyasa fiyatlaması da bize bu görüşümüzün vücud bulmaya başladığını gösteriyor. İngiltere’nin en genç ve ilk ‘renkli’ başbakanının güven tazelemek için hızla ortodox politikalara geri döneceği beklentisi ile Sterlin dün dolar karşısında ciddi bir yükseliş kaydederek 1,15 seviyesine (6 haftanın zirvesine) dayandı. Hatırlanacağı üzere, GBPUSD paritesinde oldukça kritik bir seviye olarak gördüğümüz 1,1410 seviyesinin üzerinde temiz bir haftalık kapanışı, Sterlin’de aşağı yönlü risklerin geri kaldığı yönünde yorumlayacağımız söylemiştik. Elimiz sıcak!

Hülasa, ABD’de cereyan eden son gelişmelerin -her ne kadar veriler sevimsiz olsa da- piyasalar nezdinden ‘hayırlara vesile’ olacağını düşünüyoruz. Son günlerde FED’in ‘bir noktada’ büyüme ile enflasyon arasında ‘yeniden’ tercih yapmak zorunda kalacağını belirtmiştik. Yaşanan yeni gelişmelerin ışığında, FED’in faiz artırım sürecini daha da erken sonlandırma ihtimali, EUR’nun yeniden parite seviyesinin üzerine doğru hareketlenme potansiyelini de beraberinde taşıyor.

Kıymetli madenler cephesinde, altın için yorumumuz henüz değişmezken (1,685 dolar seviyesi aşılmadan pek bir beklenti içine girmeyeceğiz) sessiz bir şekilde teknik direktör tarafından oyuna sokulmak üzere bekleyen Bitcoin’i daha bir ‘şefkatle’ takip ediyoruz! Peşinen bir kez daha not düşelim ki, toz pembe hayallerin peşinde değiliz. Sadece bu sene çok sıkı ‘dayak’ yiyen hisse senetleri, tahviller ve kripto paralar açısından en kötünün geride kalmış olabileceğini ve bir miktar da olsa toparlanma yaşanabileceğini tahmin ediyoruz.

İçeride ise, USDTRY kuru sessiz sedasız 18,60 seviyesinin etrafında salınmaya devam ederken, dün bültenimizde ele aldığımız üzere, TCMB’nin swap hariç net pozisyonunda yaşanan açılma (eksi ~ 65 milyar dolar) kamunun kuru belli bir seviyede tutmak için büyük bir enerji (destek) sarf ettiğini gösteriyor. Okuduğumuz haberlerde, banka genel müdürleri ile biraraya gelen ekonomi yönetimi, bankaların tek haneye gerileyen ultra negatif reel faizlerle tahvil tesis etme yükümlülüğüne karşı duydukları rahatsızlığı dile getirdiklerini, BDDK’nın Cuma günü almış olduğu karar sonrasında şirketlerin TL krediye erişiminin daha da zorlaştığını işitiyoruz. Yurtdışında iyimser hava egemen olurken, içeride ise temkinlilik hâkim.

ABD hisse senetleri, dün beklentileri karşılayamayan ekonomik verilerin gölgesinde, FED’in agresif politikasının etkili olmaya başladığını iyice anlarken, ileriye dönük beklentiyi satın alın piyasalar (faiz artırımların artık yavaşlayıp biteceği) keskin bir şekilde yükseliş kaydetti. Piyasaların risksiz faiz olarak takip ettikleri doların piyasa faizi olan 10 yıllık gösterge devlet tahvili de yaklaşık 25 baz puan gerileyerek %4 seviyesine yaklaştı. Borçlanma  maliyetlerinin az da olsa gerilemesi, dün piyasalara derin bir nefes aldırdı.

Buraya kadar her paragraf güzeldi. Lâkin, ABD’de seans sonrası finansal rakamlarını açıklanan teknoloji devleri Microsoft ve Alphabet’in (Google) hayal kırıklığı yaratan sonuçları (reklam verenlerin ekonomik bir yavaşlama karşısında harcamalarını kısmasıyla) teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi (vadeli işlemler) %2 düştü. Yeni günü kucaklaya Asya borsaları ise, yatırımcıların ABD ve küresel faiz artırımlarının hızının yavaşlamaya başlayacağı umutlarına sarılmasıyla bu sabah keskin bir şekilde yükseldiğini not etmek gerekiyor. Gösterge endeks Tokyo borsası %1 yükselirken, Hong Kong borsası hafta başı kaydettiği sert satışlardan sonra %2,5 artışla başı çekiyor.

Veri takvimi bugün sakin görünüyor. Gözler ABD’de yeni konut satışları ve yine ABD’de şirket finansallarında olmaya devam edecek.

iktisatbank.com

Leave feedback about this

  • Kalite
X